img_20160727_121959-1

Bu stajım daha önce pek yapılamadığından olsa gerek çoğu arkadaşım tarafından ilgi ve merakla karşılandı. Klinik eczacılığa adım adım yaklaşırken  stajını da yapmaya çalışan biri olarak izlenimlerim ve aklımda kalanlarla arkadaşların soru işaretlerine katkı sağlamak ve artık bu stajı yapmaya çalışan birinin de olduğunu bilip biraz da önünüzü açmak istedim.

Oturmamış bir sistemde yer almak her zaman zordur. Ben de bu zorlukları bir hayli yaşadım. Ama burada onları teker teker anlatıp canınızı sıkacak değilim ;). Yaptığım stajdan pişman mıyım bilakis  daha önce görmediklerime erişme imkanı elde etmiş oldum. Klinik eczacılık nedir sorusuna gelince oturmamış görüntüler canlanmakla birlikte çoğunuzun zihninde klinik kelimesinden dolayı hastane görüntüleri canlanır gibi olmuştur. Aslında klinik eczacılık hasta odaklı eczacılık demektir. Yani  ilacın ve hastanın olduğu her yerde uygulanabilir.

Geçen yaz stajımı eczanede yapmıştım. Mesleğimin her alanı görmek istediğim için bu yaz hastaneyi tercih ettim. Fakat bir sorun vardı ki hastane eczacısı olmayı hiç istemiyordum benim kliniklerde olmam gerekiyordu. Öğrenmek istediğiniz her bilgi çabalarınız sonucunda size gelecektir. Mersin Tarsus Devlet Hastanesinde gerçekleştirdiğim staj sürecimi sizlerle paylaşayım.

Staj iznimi almak için staj yapacağım hastanenin başhekim yardımcısıyla görüştüm dönem ortasında. Klinik eczacılığı  ve yapmak istediklerimi anlattım servislerde bulunacağımı, hekimlerle çalışmak istediğimi söyledim. Hoşuna da gitti anlattıklarım ve kabul etti sonrası malum resmi fakülte evrak işleri. Aradan bir dönem geçti. Stajımın İlk  günü eczacılarla ve personelle tanışarak eczaneyi inceleyerek geçti. 9 eczacı vardı eczanede. Bilgisayardan hasta orderlarını çıkarıyorlardı bizde hazırlıyorduk. Kişiye özel hazırlanan poşetlerdeki ilaçlar bölümüne göre sepetlere konulduktan sonra servislerden gelip alıyorlardı. Buraya kadar olanlar bir eczane döngüsünden ibaretti. Eczane dışına açılmanın vakti gelmişti. İlk olarak hazırladığımız ilaçların nerelere gittiğini takip ettim yoğun bakımlara giderken girişler şifreli olduğu için kapı şifrelerini öğrendim. Genel yoğun bakım ünitesinde yan yana yatan onlarca hastanın çoğu uyutuluyordu. Her yatağın uç kısmında bulunana hasta dosyalarını incelemeye başladım. İlk olarak hasta öyküsünü inceledim, sonra teşhisine baktım order dediğimiz kağıtta hastanın ilaçları bulunuyordu. Burada bir eczane reçetesinde gördüğünüzden bir hayli fazla ilaç göreceksiniz.10 -15 çeşit ilaç rahatlıkla görürsünüz. Bir hastanın başına gittiğinizde onu ilaçlarıyla bağdaştırarak adeta okuyabilmeniz gerekir. Daha önceden kronik bir rahatsızlığı olmayan bir hastayı nasıl okuduğumu anlatayım.

Yoğun bakım

Hasta trafik kazası sonucu geçirdiği müdaheleden sonra yoğun bakıma alınıyor. Ciddi kafa travması sonucu konvülsiyon gelişmesiyle antiepileptik bir ajan tercih edilmiş. İlacın hastaya verilişi ise çok önemli. Hasta için tercih edilen fenitioin dekstrozlu sıvılar içinde çökmesinden dolayı  50-100ml lik serum fizyolojik içinde infüzyon şeklinde konsantrasyonu 10mg/ml yi aşmayacak şekilde verilmelidir. Bu ilacın terapötik aralığı çok dar olduğu için ayrıca dikkat gerektirir. Hastanın elektrokardiyogram ve kan basıncı sürekli izlenmelidir. Serebrospinal sıvının plazmaya geçişini hızlandırmak için osmotik diüretik , acil durumlarda uygulanmaya çok müsait olan yerine koyma tedavisiyle kortikosteroid  verilerek iltihaplanma azaltılmış, süreç zor olduğu için psikoleptik bir ajan olan midazolam tercih edilmiş, çok sayıda antibiyotik uygulanmakta, propofol ile sedasyon sağlanmış, narkotik analjezik olarak tramadol hcı veriliyor. Hastanın oral ve enteral beslenmesi uygun olmadığı için parenteral beslenme solüsyonları tercih edilmiş. Hastanın hemogramına baktığımızda PLT sinin giderek düşmesi metabolik nedenler haricinde verilen antikonvülsandan veya kükürt içeren bir antibiyotikten kaynaklanıyor olabilir.

Şunu söyleyebilirim ki yoğun bakımda bir eczacının olması hastane personeli tarafından o kadar tuhaf karşılandı ki anlatamam .Seni buraya kim verdi madem eczacısın niye eczanede değilsin gibi sorular yöneltip gidip eczaneye otursana dediler .Onlara durumu izah etmeye çalıştım pek anlam verebildiklerini söyleyemem.

Dahiliye Poliklinliği

Ertesi gün dahiliye polikiliniğindeydim. Bir dahiliyeciyle beraber çalışmanızı tavsiye ederim. Genel olarak hasta gelir ve şikayetlerini anlatmaya başlar. Hekim hangi ilaçları kullandığını sorar, eğer hasta tedbirliyse ilaçları yanındadır ve çantasından çıkardığı bir poşet ilaç kutusunu masanın üzerine boşaltıverir. Ben de o sırada önceden ne kullandığını ve şikayetleri üzerine doktorun tedavide yapacağı değişiklikleri dikkatle dinledim. Tespitim o ki ilaç kullanmaya pek bir meraklıdır dahiliye hastaları ve her türlü şikayeti olan nasılsa hepsinden anlar diye önce dahiliye hekimine gelir. Yaramaz teyzelerimiz vardır ; diyabetli olmalarına rağmen zevklerinden geri kalmamak için kola içen, yemesine içmesine dikkat etmeyen  ah o teyzelerimiz [Simge] Bir de gelmiş bana napıyım kızım çok seviyorum diyor [Simge].Sonra KOAH hastası olmasına rağmen sigara ve alkolden uzak durmayan amcalarımız vardır. Çok yazık eşi eriyip bitiyor ne olur kızım bari sen söyle diyor amcan içmesin. Unutmamak lazım ki bedenimizin sahibi değil emanetçisiyiz ve Allahu Teala sağlığınız için o emanete iyi bakın diyor. Sonra da ilacın fayda etmesini beklersin .Hasta eczaneye geldiğinde işe yaramadığını söyler.İlaç ne yapsın? Öncelikle yaşam tarzımıza dikkat etmemiz lazım. İlacın tedavi edemediği durumlar da yok değildir tabi. Mesela safra kesesinde taş olan bir hastaya ilaç verilmez. Tek çare ameliyatla alınmasıdır ve yağlı yiyeceklerden uzak durması gerekir. Dahiliye bir çok ilaç grubunu yazma yetkisine sahip olmakla birlikte antiasidlerin, proton pompası inhibitörlerinin, insülinlerin. antidiyabetiklerin daha çok reçete edildiği bölümdür.

Kardiyolojı

Kardiyolojide hekimle hasta ekolarını bile beraber İnceledik. Görüntü eritrositlerin çıkardıkları sesin duvardan yansımasıyla elde ediliyordu. Kırmızı ve mavi renkler eritrositlerin akım yönünü, akımın geriye doğru olması ise mitral yetmezliği gösteriyordu. EA dalgalarının pozisyonuna göre hipertansiyon teşhisi konuldu. Başlangıç tedavisi olarak  hastaya perindopril başladık. Hastaların genelinde sol ventrikül hipertrofisi vardı. Hangi durumlarda doz azaltılması gerektiğini, başka bir ilacın başlandığını ,hastalarda görülen yan etkileri (baş dönmesi ,uyuşukluk hissi..) birebir dinleme imkanı elde ettim. Fizyoloji dersinde ne işime yarar dediğim S dalgalarını,reçete kısmında ise Beta blokerleri , antitrombotikleri , ACE inhibitörlerini, diüretikleri , statinleri bol bol görmüş oldum.

Palyatif bakım

Palyatif bakım ünitesinde içinizin en çok eridiği zamanları hissedebilirsiniz. Çoğu hastanın onların tabiriyle ex olması beklenir. Bazı kabullenişler sizi üzebilir. Palyatif bakımda hekim beyle tanıştıktan sonra  visite çıktık. İlk visitimdi heyecanlıydım. Tüm umutlarını kesmiş hastalara şöyle demişti ;sizi biz iyileştiremedik iyi etmesi için İstanbuldan eczacı getirdik .Sonra o teyzelerin yüzlerindeki gülümseme beni onların her ilacını teker teker inceleyip, notlar alıp  daha fazla neler yapabiliriz düşüncesine itmişti. Yoğun bakımda bir aya yakın kalan bir amcayı palyatif bakıma almışlardı. Beslenme solüsyonları haricinde artık ilaç alamıyordu. Son haddeleri deniliyordu onun için. Burada genelde kanser hastaları vardı. Fatma teyze de onlardan biriydi, beni çok sevmiş kızı söyledi. Bir sorunu vardı ama artık sesi hiç çıkmıyordu. Hekim bey visit sırasında neyden kaynaklanıyor diye sordu aldığı oksijenin yapıp yapmayacağı konusunda fikirlerimi aldı. Belli ki metaplazi gerçekleşmişti. Bazı ilaçlar hastane eczanesinde bulunmadığı için dış reçete yapılıyordu benim işim değildi ama bazı reçeteleri hastane eczanesine getirip götürmüşlüğüm de vardır veya hekim beyin bu ilacı hangi bölümdeki hekime yazdırmalıyız diye sorduğu. Hastalar mamayla besleniyorlardı. Palyatif bakım hekimi mamalar hakkında onları bilgilendirmemi ve bir sunum yapmamı istedi. Açıkçası öncesinde bilgim yoktu. Çeşitli araştırmalar yaparak ,hastane eczacılarından ve diyetisyenlerinden de yardım alarak enteral, total parenteral nutrisyon , oral  beslenme mamaları ve beslenme solüsyonları hakkında bir sunum gerçekleştirdim.

Kadın doğum -Pediatri

Kadın doğumda nöbetlere kalarak gerçekleştirdim stajımı. Toplamda üç hekimle çalıştım. Hekim bey doğumda kullanılan ilaçları görmem için ameliyathaneye girdirdi. O gün üç tane sezeryan doğuma şahit oldum tabi ben daha çok hangi aşamada hangi ilaçları veriyorlar kısmıyla ilgilendim. Sezeryen doğumda kullanılan ilaçlar genel olarak aynı olmakla birlikte anestezinin çeşidine göre uygulama bölgesiyle farklılık gösteriyordu. Genel anestezikleri , lokal anestezikleri , antihistaminikleri, antikolinesterazları, antimuskarinikleri ,kas gevşeticileri görme imkanı elde edersiniz. Kadın doğum polikiniğinde ise genel olarak ultrasyonda bebeklerin görüntüsünü poziyonlarına göre ne kadarlık olduğunu her hasta gelişinde anlattı hocam. Annelerin hangi ilaçları kullanıp kullanmaması gerektiğini ve aylara göre ilaç durumu hakkında bilgilerimi tekrar edip bunu sahada görme imkanı elde etmiş oldum. Bu kısımda daha çok vitaminler, basit analjezikler,  demir preparatları vardı. Doğuma şahit olmak, doğduktan sonra o mini minnacık bebeklerin ayak izlerinin alınması ve birde doğar doğmaz hemşirenin üstünü ıslatan bebeğimize şahit olmam benim için büyük şanstı.

Pediatriye gelince ilaç dozlamalarının çocuklarda yaş ve kiloya göre nasıl yapıldığını görmeniz açısından tavsiye ederim.

Sonra bir de yeni doğan kısmı vardı hastanenin. Prematüre bebekler yer alıyordu bu kısımda. İşte en çok canımın sıkıldığı zamanlar gittim oraya. Yaşama tutunma mücadeleleri bizde bile yoktu. Klasik hemogram değerlerinin yanında bilirubin parametreleri izleniyordu ve çoğuna fototerapi uygulanıyordu. Erken doğumlar mikrobiyal  kaynaklıdır çoğu zaman ve antibiyogramlarına göre uygun antibiyotik uygulanıyordu. Tabi ki ağrı kesici olarak parasetamol en uygunuydu.

 

Dahiliyede sabahları visitlere ve konsültasyonlara çıktık. Hemogram, biyokimya parametrelerinin nasıl yorumlanacağını öğrendim. Diyabet hastalarının vücudunda olan değişikleri görme imkanı elde ettim. Belki işime yaramayacaktı ama katater takılırken bile yanında görmemi istedi hekim bey. Hastanede metabolik asidoz ve ketoasidoz durumlarına karşı neler yapılabilir ilaç dozlamalarında hasta bazlı hesaplama nasıl yapılır öğrenmiş oldum. Çeşitli sevisleri, yoğun bakımları , acil servisi ve burada yatan hastaların dosyalarını beraber yorumlama imkanı bulmuş oldum.

 

Poliklinik olarak KBB ,  psikiyatri, cildiye ve enfeksiyonda da bir müddet staj yaptım. Cildiye hekimlerinden birisi beni kabul etmeyip kalbimi kırıcı bir şekilde seninle mi uğraşacağım demişken diğer hekim yardımcı oldu. Mevsim yaz olduğu için daha çok alerjik vakalar geliyordu. Bunlara uygun topikal kortikosteroidleri, antihistaminikleri; akne bulgularında uygun antibiyotikleri, siğil ve nasırlarda ilaçların hasarlı bölgeye göre nasıl uygulanması gerektiğini ,saç dökülmelerinde istenen testlere tanık olmuş oldum.

Enfeksiyonda Antibakteriyeller, antifungaller, antiviraller bu bölümde en çok yazılanlar arasındaydı. Tabiki önemli olan hastalığın neyden kaynaklandığını öğrenmekti. Sorulan sorularla ve yapılan testlerle ilaca karar verildi. Hepatit bulgularında hastanın ailesiyle eğitim alması gerekiyordu ve tüm ailenin aşılanması gerekiyordu ve ailesinde hepatit olan birinin nasıl davranması gerektiği konusunda ben  de bilgi sahibi olmuş oldum.

Stajı yapacaklara tavsiyelerim

Tavsiye olarak ise bu stajı farmakoloji hatta farmasötik bakım derslerini de tamamlamış arkadaşlar yaparlarsa daha faydalı olur. Yazın ise boş durmayın çünkü yıl içinde ezberlediklerinizi unutmuş olabilirisiniz bu yüzden staj boyunca bir kaynakla çalışabilirsiniz. Hekimlerle konuşmaktan çekinmeyin ve öğrenmek istediklerinizi siz belirleyin çünkü hiçbir bilgi altın tepside sunulmayacak. Hastanedeki eczacılarınızla da sürekli irtibat halinde olun ki en doğru bilgiye onlardan ulaşabilesiniz ve herhengi zorlukla karşılaştığınızda bir tek meslektaşlarınız yanınızda oluyor  ve son olarak sakın pes etmeyin çünkü eczacının kliniklerde olma fikri başlarda çok yadırganacak ve önünüze setler koymak isteyenler olabilecek

Son olarak

Ayrılması ise zor oldu benim için meğer bilmediğimiz  hayatlarda ne çok dertler varmış. Derslerde gördüğümüz onca hastalık sadece o kağıtlarda yazanlardan ibaret değilmiş , insanlar bir yerlerde acı çekiyorlar ve ilaca muhtaç yaşıyorlar ve pratikte bu alanda şu anda  eczacı yok. Bilsek hallerini görsek yakından belki daha canla başla çalışırız o hastalıkları yok etmek için. Veya  ilaçların hastaya uygulanışını denetleyebilsek, verilecek ilaçları hekimle beraber tartışma imkanına sahip olsak herkes iyileşip de çıksa şu hastane kliniklerinden işte o zaman dünya ne güzel bir yer olurdu. Sağlıcakla kalın siz yine de eczacınıza danışın.

Merve Baba

Find this content useful? Share it with your friends!

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

*