images

Bir çok ebeveynin çocuklarını büyütürken yaşadıkları temel bir kaygıları vardır; o da sağlıklı, mutlu ve kendine güvenen bir yetişkine çocuğunu nasıl dönüştüreceğidir.

 

Ebeveynler zaman zaman nutuk çekerek, bazen çocuklarına müthiş özgürlükler tanıyarak, onları kendi bilgileri ile ikna etmeye çalışarak ya da çocuklarına olumsuz davranışlarının önüne geçebilmek için çeşitli cezalar vererek bu durumu yaratmaya çalışmaktadır.

Ancak yapılan çalışmalar ve gözlemler yukarıda anlatılan bu durumların hiç birisinin istenen düzeyde işe yaramadığı göstermektedir.

Çocuklar ve çoğu zaman yetişkinler de yaşadıkları dünyanın sınırlarını bilmek, görmek isterler ve doğal sınırları içine sindirene kadar bu sınırları zorlarlar. Sınırlar belirgin ve kişinin istek ve yeteneklerine uygun bir şekilde oluşturulursa, kişi ne yapıp yapmaması gerektiğini, neyin uygun neyin uygun olmadığını öğrenecek ve kendine güvenen, psikolojisi düzgün bir yetişkin olacaktır.

Çocuklara sürekli ceza vererekten onu ehlileştirmeye çalışan bir ebeveyn modelinde, belki ebeveyn çocuğun istenmeyen davranışlarını durdurmaktadır, ancak çocuğunun bağımsız bir şekilde problem çözmesinin de önüne geçmektedir ve sorumluluk sahibi olmasının da engellemektedir. Bunun yanı sıra cezalarla büyüyen çocuğumuz her hangi bir problem ile karşı karşıya geldiğinde, öğrendiği davraışı taklit ederek dış dünyaya cezalar vermeye çalışarak problemlerini çözmeye çalışacaktır.

Çocuğuna gereğinden fazla yumuşak yaklaşan ebeveynlerin çocuklarında ise şu tür durumlar gözlemlenir. Çocuklar doğru davranış kalıplarını öğrenemezler. Çocuğun yanlış davranışlarında hiç bir azalma olmaz. Elbette ki çocuğun dış dünyaya ile tanışma zamanı geldiğinde, dış dünyada böyle bir özgürlük bulamadığında yaşayacağına ilk duygu ise hiç kuşkusuz değersizlik ve yalnızlık hissidir.

Ancak bunların yanı sıra çocuklara sınır koyma yöntemi ile yaklaşan ebeveynler, çocukların kendi sorunlarını çözmesinde aktif rol oynamasını sağlamaktadır ve bu sayede çocuk kendilik algısında müthiş bir sorumluluk ve öz güven duymaktadır ve dış dünyaya bakış açısıda bu oranda olumlu şekilde gelişmektedir.

Pekala çocuklara sınır nasıl koyacağız. Aslında bu sorunun cevabı ise, çok basittir. Çocuga seçenek sunmak ve seçtiği seçeneğin karşılığını almasını sağlamak. Mesela, çocuk yeni aldığı oyuncağı ile doğru oynamıyor olsun. Çocuğa burada şu şekilde bir sınır çizilebilir. ‘ Oyuncağın ile güzelce oynayabilirsin ya da oyuncağını elinden alırım ve oynayamazsın, sen seç hangisi istiyorsun’ çocuk burada sizi denemek için oyuncak yine eski şekil oynayabilir, burada yapmanız gereken, koyduğunuz kurala önce kendiniz uymanız, çocuğunuzun elinden oyuncağını almaktır. Çocuk zamanla bu sınırlara alışacak ve kendisine uygun davranışları seçecektir.

Sınır koyarken dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus ise, uygulayabileceğiniz yaptırımlar üzerinden gitmeniz ve çocuğunuzun kişiliğine dair sınırlar koymamanız. Mesela, ‘ Oyuncağın ile doğru oynamazsan seni sevmem’  gibi bir sınır koyma çocuğun sevgi ihtiyacına yönelik bir sınır koyma olacağından, çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyebilir ondan dolayı da yanlış bir sınırdır. Veyahut ‘Oyuncağın ile doğru oynamazsan bir daha sana hiç bir zaman oyuncak almam’ demek de uygulanabilir olmadığından yine anlamsız olacaktır.

Burada anlaşılacağı üzere doğru şekilde sınır koymak önemlidir. Uygun davranışa uygun sınır konulmalıdır ve şu hiç bir zaman unutulmamalıdır ki, çocuğun sadece davranışına sınır konulmalıdır, kendisine değil.

Doğru sınırlar koymak, kendisine güvenen çocuklar yetiştirmenin altın kuralıdır.

 

Psk.Rauf Antep

raufantep@hotmail.com

Find this content useful? Share it with your friends!

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

*