14686462_320428804983233_297866663_n

Ben bir engelli çocuk annesiyim. Benim gibi binlerce anne var.

Bizler sorunlarla yüzleşirken sınıflandırılıyoruz, kimliği belirsiz kişilerce.

Bu hakkı kendinde bulanlar var. Ben şanslı gruptanım.

Bir de dışlananlar var. Kim neye göre belirliyor bilmiyorum.

Bu şans bana neler kazandırıyor bunu paylaşmak istedim.

Benim bütün amacım bizim bütün amacımız çocuklarımızı üretken bireyler olarak, toplumun bir parçası olarak yetiştirmek. Çünkü toplum onları dolayısı ile bizi dışında bırakıyor.

Sanki dünya sadece sıradan insanlar için yaratılmış gibi.

Bizim çocuklarımız da bu dünyaya geldiklerine göre aynı haklara sahip olmaları gerek ama birileri bir şekilde bu hakkı alıyor.

Çaresiz biz hayata gözlerimizi kapadığımızda çocuklarımız kendi ayakları üzerinde durabilsin diye kendimizi paralıyoruz.

Biz şanslıyız ya toplum bu çabalarımızı görüyor ve bizi TAKDİR ediyor.

Evet başka bir şey yapmıyor.

Hayatımızı zorlaştırmaktan  vazgeçmiyor.

Yolumuza her türlü engeli koymaktan vazgeçmiyor.

Sana Allah yardım etsin işin zor diyorlar.

Bazen haykırmak istiyorum, neden kendin yardım etmiyorsun da Allah’a bırakıyorsun demek istiyorum.

Allah elbette yardım etsin bunun için her gün dua ediyoruz ama sen de üzerine düşeni yap.

Ya da bize zarar verecek şeyleri yapma.

Bu kadarla da kalmıyor. Ben şanslıyım ya.

Bir de bana cenneti vaat edenler var. Evet, evet yanlış duymadınız.

Sen kesinlikle CENNETE gideceksin diyenler var. Dediklerine inanıyorlar mı orasını bilmem.

Çocuğun için kendini feda ediyorsun diyorlar. Onlar da biliyor başka bir yol bırakmadıklarını ama vicdanlarını rahatlatmaları gerek.

Kendi vicdanlarını rahatlatmanın en iyi yolu beni cennete yollamak.

Çünkü beni cennete yollarken onlar hiçbir sorumluluk yüklenmiyorlar. Allah’a bırakıyorlar. Benim de mutlu olmam gerektiğini düşünüyorlar.

Değilim, hiç mutlu değilim.

Çocuğum güvende değilken, mutlu değilken, haklarını koruyamazken sizin vaat ettiğiniz cennet için hiç mutlu değilim.

Sen çocuğuna farklı olanları da hoş görmeyi öğretmeyen komşu, arkadaş akraba.

Sen engelli öğrenciye de bir şans vermek yerine iyice sindiren öğretmen.

Sen yalnızca seçimde bizi hatırlayan siyasetçi.

Sen engellinin de yürüyebileceği kaldırımlar yapmayı akıl etmeyip, engellinin eline üç beş kuruş sıkıştırıp günahlarından arındığını sanan belediyeci.

Biz günahlarınızdan arınmanız için mabet değiliz.

Bizi yok sayarak, ya da bir köşeye iterek, ya da vicdanını huzura kavuşturmak için iş yerine sadaka vereceğin, ya da bize bakıp kendi haline şükredeceğin kuklalar değiliz. Bizim de duygularımız var, onurumuz var. Sizinkinden çok daha büyük yüreğimiz var. Ey uyanık vatandaşım benim sırtıma basıp sonra da BANA CENNETİ VAAT ETME. Allah’ın işine de karışma. Size sizin gibi veda etmeyeceğim çünkü Allah’ın işine karışmak benim haddim değil. Ben yalnızca sizi Allah’a havale ediyorum. Ne yapacağına o karar verir.

 

Hülya Önder

 

Find this content useful? Share it with your friends!

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*

*