1. Bölüm

Parmaklarını şimdi belime doladı. Onun parmaklarının sıcaklığını hissetmek; beni her zaman tedirğin etmiştir.Genellikle bunalımlı bir hayatın gölgesinde süren bir yaşamı olduğu için, sinirini benden çıkarmaya çalışırdı uzun gecelerde. Bense hiç sesimi çıkarmadan sakinleşmesini beklerdim, biliyordum, onun tek ilacı bendim; ben olmadan o yaşayamazdı, o olmasa benim yaşamımın bir anlamı kalmazdı.

Ama o gece biraz farklıydı; dans ediyor gibiydik, ıslıklarını işitebiliyordum, kağıdın üzerinde bıraktığım her iz aşka çağrışımlar yapıyordu ve sonra izler silikleşti, biliyordum, bugün sabaha kadar yazmak istiyordu. Aceleyle mürekkebimi değiştirdi ve yazmaya devam etti:

 

‘ Gecenin koynundan çıkan

Cansız ışık,

Koyu mavi suyun üzerinde

Dans ederek yıkanıyor

Mahçup gülüşün,

Eğerken gözlerini’

 

Bu bir kaç söz o gün tanıştığı bir kız için yazılmıştı. Beni tutuşundan ne hissettiğini anlayabiyiordum -artık aramızda gizli bir bağ vardı- ve şunları diyebilirim: aşık eğil, ama yine de hayatında ki bir çok şey için dönüm noktası olabilir, ona verdiği değeri heyacını gösteriyor.

 

 

  1. Bölüm

 

 

Bazen ona acıyor muyum? Sanırım evet, üstelik acınmamak için hiç bir sebebi yok. Şunu da eklemeliyim, bu yaşamı kendi seçti.

Bazı zamanlar masanın üzerindeki kalem kutusunda dururken hıçkırıklarını duyardım; ne istediğini bilmemek, insanlarının hayatındaki yerini kavrayamamak kötü olsa gerek, insanların içinde kendini fazlalık olarak görürdü, kalabalık arkadaş ortamlarında bile bu böyleydi, zaten en büyük yalnızlıklar en büyük kalabılıklarda olur. Oysa benim için hiç bir zaman fazlalık olmadı. Hergün beni ilk aldığı, ilk satırları karaladığı gün gibi heyecanlıyımdır; sabırla beklerim masasına oturmasını. Ama onun bundan haberi yok, keşke oturup karşısına ‘ ben seni anlıyorum’ diyebilseydim. Ama en azından bugün mutlu, çocuklar gibi şen şakrak. Onu böyle görmeyeli uzun zaman olmuştu ve bunu başaran kızı gerçekten merak ediyorum.

 

 

  1. Bölüm

 

 

Sabahtan beri birşeyler yazıyor, beğenmiyor, üstünü karalıyor, sinirlerine bir türlü hakim olamıyor; sanki çıldırmış gibi.

Sanırım umut bağladığı son dalda onun ağırlığını taşıyamamış ve kırılmış. Tekrar hapishanesine geri döndü: Dışarının temiz havasını alınca mahkumlara, yeniden içeri girmek ilkinden daha ağır gelir, ölüm gibidir, ölüm gibi koyu ve oda bu koyuluğu yaşıyor bütün duygularında. Bunu yazdığı bir kaç kelimeden anlıyorum, onlarıda zaten geri karalıyor,

 

 

‘En son seni tanıdım,

Yokoluşun yolculuğundan önce

Biletimi iptal ettirmek isterdim

Ama artık çok geç’

 

Şarabın içinde boğulmak üzere; hiç durmadan aralıksız içiyor, hiç durmadan aralıksız bir şeyler karalıyor. Şimdi de kendine olan nefretin, nasıl beş para etmez bir adam olduğunu yazıyor, kendine pek güveni kalmadı.

 

Her şeyden öç almak ister gibi bir havası var, parmaklarının ağırlığı canımı yakıyor ve bir noktadan sonra sinirlerine hakim olamayıp beni duvara fırlatıyor, masayı dağıtıyor. Canım mı daha çok yanıyor yoksa kalbim mi?, farkında değilim. Şimdi ne yapıyor, yoksa yıllardır biriktirdiği, hayatını anlattığı, benden de bir şeyler olan defterleri mi ateşe atıyor? Geçmişi ona ağır geliyor.

 

 

 

 

  1. Bölüm

 

Hala içiyor hala ağlıyor. Bu gece bitmez, sabah olmaz ve en kötüsüde çaresizlik, karşınızda can çekişen bir parçanız var ama kayıtsızsınız, elinizden bir şey gelmiyor.

Biraz sakinleşmişe benziyor, son yarım saattir bir kaç mesaj attı, bir kaç cevap aldı. Ecza dolabının oraya gitti bir kaç tane ilaç aldı, rahatlamaya ihtiyacı vardı, sonra uykuya daldı. Allahtan bu zor gece böyle olaysızca bitiyor.

 

 

  1. Bölüm

 

Kapıyı birileri çalıyor ama duymuyor bizim şair. Bir kız ‘Kaan’ diye bağırıyor ‘Lütfen duyuyorsan kapıyı aç’ ama çıt yok ve yanında bir kaç adam sesi kapıyı zorluyorlar, kapı dayanamayıp kırılıyor, içeri giriyorlar. Bu o olmalı sanırım, bir kalemin gözünden bir kız nasıl anlatılabilir ki? Onun yerine onun yazdığı bir kaç mısrayla olayı özetleyeyim;

 

‘Melek yüzlü, güzelim!

Gülümsemen yeter,

Yalnızlıktan titreyen

Ruhumu ısıtmaya’

 

Ve işte şimdi bu melek yüzlü kız gülmüyor, ağlıyor. Ellerini bizim şairin yüzüne götürüyor, tepki yok. ‘Seni kurtaracağım’ diyor ama neyden? Ölümün soğuk nefesinden mi, yalnızlığınn soğuk ellerinden mi? Sonuçta ikiside soğuk. Yanında gelen iki kişi onu kaldırıp, götürüyorlar ve arabanın kontak sesiyle uzun süren ızdırabım başlıyor. Acaba ne olacak, ölecek mi? bunu bilmiyorum. Hem yaşasa bile bundan sonra ki hayatını düşünüyorum. Öüme kalkışacak kadar güçsüz, bu dünyaya olan tutumu, zayıflığı, o mesajlar… Bundan sonra hep bunlarla yaşayacak, ki yaşarsa.

 

 

6.bölüm

 

Sabahın yorgun ışıkları camdan içeri giriyor ve şehir yeni güne hazırlanıyor, oysa ben hala dünün şokundayım, kapıdan gelecek bir hareketi bekliyorum. Çaresizlik, ızdırap ve sessizlik bu gece hepsi birbirine karışıyor, mürekkebimdeki akışkanlığım katılaşıyor.

Kapıdan anahtar sesi geldi. İçeri girdiler, hala o kişi taşıyor, biraz benzi solgun ama olsun. Melek yüzlü arkadaşlarına teşekkür ediyor onu yalnız bırakmadıkları için ve ‘ artık siz gidebilirsiniz ben gerisini hallederim’ adamlarda bir kaç geçiştirme laf söyledikten sonra bu olaylı gecenin yorgunluğunu atmak için yataklarına dönüyorlar.

Acaba ne düşünüyor? Eli hep yanaklarında, suçluluk hissediyor olabilir mi? Olabilir, ben olsaydım hiç sevmemesine rağmen ona acırdım çünkü hayata karşı çok güçsüz. Dudaklarında bir kaç kelime, bir kaç fısıltı çıkıyor duyamıyorum. Sanırım neden böyle bir şey yaptığını anlamaya çalıştığını söylüyordur. Birinin sizin için intihar etmesi; hem acı hem de kabullenmek istemesek de gurur verici olabilir ama acı her zaman ağır basar.

 

  1. Bölüm

 

 

Uykuya daldı Kaan, Melek yüzlü başında beklemekten vaz geçip odayı gezmeye başladı ve onun yaşantısını keşfetmeye koyuldu. Odanın içinde geceden kalma kağıt parçaları her yerdeydi, aldı kağıtları düzgün bir şekilde masanın üzerine koydu, kitapları eline alıp göz gezdirdi, resimlere bakındı ve en sonunda beni fark etti ve bu fark etme bana bir rituelin sonu gibi geldi, en sonda olmak her zaman bir ritueldir benim için; beklemek, heyecan, sabırsızlık….

Nazikçe yere eğildi ve beni eline aldı. Avuçlarının içinde kavradı, sıcaklığını hissetttim o an. Boş bir kağıda belli belirsiz bir karalama yaptı; yazıp yazmadığımı görmek için ve sonra bekledi bir şeyler yazmak ister gibi ama sonra vazgeçti bunun doğru olmayacağını düşünmüş olmalı, ve sonra tekrar yanına gitti ellerini yanaklarında gezdirdi, alnından öptü ‘ iyi geceler’ deyip yan kanepede uykuya daldı, Melek.

 

  1. Bölüm

 

Güzel bir gün için en iyi başlangıç kahvaltıdır. Sabahtan beri Melek odanın içinde sessizce bir şeyler hazırlıyor; çayı koyuyor, ekmek kızartıyor, dolaptan bir şeyler çıkarıyor ve en sonunda öğleden sonra üç gibi kahvaltıyı hazırlayıp, şairin yanına gidiyor ‘Kaan’ diyor ve bizim şair uyanıyor, Melek ona gülümseyip,

‘Günaydın’ diyor,

“Neden buradasın, güçsüzlüğümü bana hatırlatmak için mi?”

‘Ne alakası var? uzun zamandır güzel bir kahvaltı yapmamıştım ve güzel bir kahvaltı için yanında değer verdiğin birinin olması gerekir. Hadi gel soğumadan bir şeyler yiyelim.’

Hiç sesini çıkarmadı, gitti yüzünü yıkadı ve masaya oturdu, yüzünü kaldırıp bakmıyordu; bakmaya çekiniyordu. Melek şairin masada duran elinin üzerine elini koydu,

‘bugün sinemaya gidelim mi?’

“Canım istemiyor”

‘Ne yapmak istersin pekala’ iç geçirerek cevaplıyor şair:

“Hiç. Neden benimle ilgileniyormuş gibi davranıyorsun, dün gece olanlardan dolayı mı? inan bana(elini çekerek) şu bana acıyan tavırların beni yerin dibine sokuyor; kendimi bir sığıntı gibi veya ne bileyim aciz bir insan gibi hissediyorum. Böyle değilim diyemem, ama bana bunu haykırmana gerek yok”

‘Yapma Allah aşkına! Böyle olmadığını sen de biliyorsun. Sana ilk tanıştığımızdan bu yana hep derim: Senin yanında olmak beni mutlu ediyor, senin yanında insan kendini güvende ve başka bire dünyada gibi hissediyor. Sen inan bana çok iyi birisin’

“Bu sözü lütfen bir daha söyleme. Hayatta en sevmediğim, sen iyi birisin, sözüdür. Çünkü iyiler hep en rahat gözden çıkarılanlardır, en rahat onlar terkedilir çünkü onlar iyidir, anlayışlıdır, yanlış anlamazlar ve ben artık iyi olmaktan sıkıldım, kötü olmak istiyorum.

 

  1. Bölüm

 

Yeni kağıtlar, yeni defterler almış. Belki Melek beni bulmasaydı, benim yerime de başka bir kalem alırdı. Eşya bile olsan gözden çıkarılmak, terkedilmek, bırakılmak; acı bir şey kendini değersiz, dünyada ki miladın dolmuş gibi hissediyorsun,

 

‘Yeniden tutunmaya

Çalışmak yaşama;

Sığınağın olmadan,

Çırılçıplak ve

Utanarak’

 

En son yazdığı şeyler bunlar, beni masaya bıraktı, kitaplarına tek tek baktı, odaları gezdi, vestiyerdeki ceketini aldı ve anahtarlığa anahtarları bıraktı, çekti gitti, evi terk etti, son bir kaç not kendinden kaçıştı ya sonrası? Bilmiyorum….

 

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*