eski-cagda-tip

           Günümüzde hızla yayılmakta olan diyabet, aslında insanlığın tanıştığı yeni bir hastalık değil. M.Ö 2000 yılına kadar dayanan çeşitli yazıtlarda diyabetten bahsedildiği bilinmektedir. Yazıtlardan yola çıkarak genel olarak eski insanların diyabeti aşırı su içme, sık idrara çıkma, çok zayıflama olarak tanımladıkları görülmüştür. Ayrıca eski insanlar teşhis için idrarın şekerli olup olmadığına bakmışlardır.

İbni Sina ilk kez ayaklarda görülen “diyabetik gangreni” tanımlamış ve diyabetin sinirlere hasar verebileceğini açıklamıştır. Ayrıca bazı hekimler tarafından hastalara açlık kürleri de uygulanmıştır. 19.yüzyıla kadar diyabetin asıl sebebi ve nedeni hiçbir şekilde bilinmemekteydi. Bazı araştırmacıların bir köpeğin pankreasını çıkarması üzerine köpeğin diyabet belirtilerinin hepsini gösterdiği görüldü. Daha sonraki yıllarda pankreastan insülin hormonu salındığı; ancak diyabetiklerde salınmadığı( tip 1 diyabet) ya da bazı hastalarda insülin salındığı halde hücrelerin bunu gerekli şekilde kullanamadıkları(tip 2 diyabet) keşfedildi. İnsülinin hastalara enjekte edilmesiyle diyabette çığır açan yeni bir dönem başladı. Çünkü tip 1 diyabetlilerin tamamı ketoasidoz komasına girip ölürken bu oran yüzde birlere kadar indi. Ayrıca hastalar uygulamak zorunda oldukları yarı açlık diyetini bırakabildiler.

İlerleyen yıllarda insüline çeşitli maddeler eklenerek etki süreleri  farklı insülin iğneleri hazırlandı. Böylece hastanın hayat tarzı ve kişisel özelliklerine göre insülinler doktorlar tarafından hastaya verildi. İnsülini daha rahat kullanmak amacıyla insülin pompaları icat edildi. Onlarında geliştirilmesiyle kan şekerini ölçen (sensörlü) insülin pompaları kullanıma sunuldu. İnsülinin bu kadar geliştirilmesinin yanı sıra parmak delmeye gerek kalmadan kan şekerini ölçen aletler geliştirildi.

Şu an yapay pankreas, kök hücre tedavisi ve daha birçok yöntem üzerine çalışmalar bilim insanları tarafından yürütülüyor. Kesin tedavi ne zaman bulunur ve kullanıma hazır hale gelir bilinmez; ama şu an diyabetin insanların normal bir hayat sürdürmelerine engel olmadığı bir gerçek.

Kübra Öztürk

Tags:

Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*